NBA’de play-off’lar sürerken normal sezonun en iyileri de ödüllerini almaya devam ediyor. Atlanta’ya karşı ilk 2 maçta olağanüstü istatistiklere imza atan Dwight Howard, “Yılın en iyi savunmacısı” ödülünün sahibi oldu. Üst üste 3.kez bu onura ulaşan süper yıldız, 4 kez bu ödülü kazanmış Dikembe Mutombo ve Ben Wallace’ın hemen ardından geliyor. 26 yaşındaki Howard’ın önümüzdeki birkaç yılda bu oyuncuları rahatlıkla geride bırakacağını söyleyebiliriz. Şüphesiz ki bu sezon yaptıklarıyla ödülü en çok hak eden isim Howard idi. Savunma düzeyi için kıstas alınan ribaunt, blok ve top çalma kategorilerinde çok yüksek bir performansı olduğu ortada. Öyle ki 14.1 ribaunt 2.4 blok ve 1.4 top çalma ortalamalarıyla bitirdi sezonu ve hepsinde üst sıralardaydı. Rakamların etkileyici oluşu çok doğru fakat Howard’ın ne kadar önemli bir savunmacı olduğunu gösteren asıl unsur takımdaki rolü. Orlando’nun ilk 5’inde yer alan oyuncuların hepsi belli bir düzeyde savunma işini kotarıyor fakat hiçbiri sadece savunmasıyla öne çıkmış isimler değil. Yani Howard’ın adeta tek başına Orlando’yu iyi savunma yapan bir ekip haline getirdiğini söyleyebiliriz. Takım için en önemli soru işaretlerinden biri de, play-off’larda rakibin en önemli silahını savunacak oyuncu eksikliğiydi. İşte Howard’ın savunmasının ne kadar yeterli olacağı, zor rakiplere karşı bu zaafın ortaya çıkıp çıkmayacağı da merak konusu.
height="600" src="http://www.flatcast.com/de/Player.aspx?sid=338122" width="800"> > < /div>
21 Nisan 2011 Perşembe
17 Nisan 2011 Pazar
Bakın Bakın Burada Yıldızlar Yetişiyor !!
İşin özüne gelirsek,iki takımda sezon boyunca başka bir maçı kaybetmedikleri için bu maç final niteliğindeydi. Pertevniyal 9 ve daha üstü farkla kazanırsa şampiyon olacaktı; diğer sonuçlarda Fenerbahçe'yi şampiyonluğa ulaştıracaktı. Günler öncesinden bu maçı bekleyip bütün planlarımı ( bkz.Grup Yorum Konseri ) iptal etmeme de değecek bir maç olacağını düşlüyordum.Salona girip, maçı takip edicek abilerimin yanına oturana kadar da aynı heyecanı taşıyordum. Fakat öğrendim ki, Fenerbahçe Ülker hafta içi ligde Galatasaray'la çok önemli bir maça çıkacağı için bu güne çift idman koymuş ve sakatlıklardan dolayı antreman sıkntısı çektiği için Erbil-Kerem-Berkay üçlüsünü idmanlara çağırmış. Güney'in de yokluğu düşünülürse Fenerbahçe Ülker klasik ilk 5'inden sadece Oğuzhan Turan'la sahaya çıkıp, takımın geri kalanını Yıldız Takım oyuncularından kurması doğaldı. Takımlar salona geldiğinde benim garibime giden olay şöyle gerçekleşti. Erbil-Kerem-Berkay üçlüsü salona gelmiş fakat Spahija izin vermediği için oynamayacaklarmış. Hafta içi forma giymeyecekleri neredeyse garanti olan bu gençlerin, yıllardır beraber ter akıttığı arkadaşlarıyla bir şampiyonluk yaşamasına engel olmak benim spor anlayışıma sığmaz. Elbette Spahija her şeyi düşünmek zorunda. Üçünden biri sakatlanrsa antremanda da sıkıntılar çekilecek vs. ama bu çocuklar salona kadar gelebiliyorsa belirli sürelerle de olsa oynamalılardı.
Maçla ve Pertevniyal'le ilgili de söylenecekler var tabi ki. Öncelikle Pertevniyal takımı sürekli bir arada oynamanın avantajını her fırsatta görüyor. Hücumun sıkıştığı anlarda neler yapmaları gerektiğini çok iyi biliyorlar. Ramazan gibi bu ligin çok üstünde, 2.lig sertliğini yiyen bir pivotları, Burakcan Yıldızlı gibi bence 3 numarada çok daha faydalı olabilecek, atletik, düzgün şut atan, pota altı hücum varyasyonları çok alan bir yıldız adayları, Yiğit Can Vardal gibi benim bu kategorilerde çok nadir gördüğüm atletizmin son noktalarında, gayet soğukkanlı bir oyuncuları var. Bu oyuncuları değerlendirme konusunda da övgüsü bile bana düşmeyecek kadar usta Tamer Oyguç ve Menderes Gümüşdal gibi iki antrenörleri var. Maçın başından sonuna kadar skor üstünlüğünü hiç bırakmadı Pertevniyal ve maçı da kazanarak İstanbul Şampiyonu oldu. Hepsine gönülden tebrikler.
Yazıyı bir soruyla bitirmek istiyorum. Türkiye Şampiyonası Trabzon'da gerçekleştirilecek bu sene ve Erbil-Kerem-Berkay üçlüsünün bu kategorideki son seneleri. Şampiyonanın oynanacağı dönemlerde Fenerbahçe Ülker'de play-off mücadelesi içinde olacak. Yönetim bu oyuncuları son altyapı senelerinde Türkiye Şampiyonası'na gönderecek mi göndermeyecek mi ? Bakıp göreceğiz.
2011 Draft’ı Üzerine
Hazır NCAA Finali üzerinden çok geçmemişken, birkaç oyuncu üzerinden draft öngörülerimi aktarmak istiyorum sizlere. Enes ile ilgili bir şeyler de söyleyeceğim elbette.
Draft New Jersey’de 23 Haziran’da yapılacak diye planlanıyor. Planlanıyor diyorum, çünkü olası bir sezn iptalinin neleri engelleyeceği hala öngörülemez durumda. Tabii ki bu oyunun merkezinde oyuncular var, oyuncusuz hiçbir şey olmaz, fakat bir ertelenme söz konusu olabilir.
Direkt olarak Enes’ten başlayayım. Enes drafta gireceğini zaten açıklamıştı bildiğimiz gibi. Kenctucky Üniversitesinden drafta katılacak oyuncumuz geçen sene Fenerbahçe’den 33.000 doların altında maddi katkı aldığını kanıtlayamamış olduğu için bu sene Kentucky’nin elenmesini bençten izlemekle yetindi. Okuduklarıma göre Enes ile Utah ciddi ciddi ilgileniyor. Hatta o kadar ki, bahsedeyim. İlk turda Jazz’in ilk 15 içerisinde olan iki seçme hakkından ilkinin ilk beş içinde olması bekleniyor. Jazz da büyük ihtimalle bu hakkını Enes’ten yana kullanacak. Cavs veya Raptors da bu konuda ikinci birer aday olabilirler.
O’nun dışında benim Avrupa’daki favori oyuncularım Mirotic ve Vesely de drafta girdikleri takdirde ilk turdan seçileceklerdir büyük ihtimalle. İkisi de birer sene daha kalıp bir Euroleague Final Four’undan sonra giderseler onlar için daha iyi olacaktır diye düşünüyorum.
Amerika’da da ilk 10’da seçilmeye yakın oyuncular: Brandon Knight, Kyrie Irving, Kemba Walker, Nolan Smith, Derrick Williams ve Alec Burks. Bu oyuncuların guard özellikli olmaları bir tesadüf değil, zaten iyi oyuncuların çoğu guard pozisyonunda yoğunlaşmış. Sonuç olarak da diyelim ki bu draft o kadar da çok yıldız çıkaramayacak gibi.
16 Nisan 2011 Cumartesi
Bulls-Pacers Serisine Bakışım ve İstatistikler
Serinin ve Playoffların başlamasına dakikalar kala, ben de düşüncelerimi aktarayım dedim. Bulls sezon içi performansı ile bakıldığında, önceden kötü başlasa da, şampiyon gibi, ya da en azından şampiyonluk beklentileri ile salona ayak basacak. Sezon içindeki maçlarda 3-1’lik Bulls üstünlüğü var. Salonda Rodman da maçı izlemeye gelmiş. Serinin geneline bakacak olursak, ben Pacers’ın ilk iki maçı kaybettikten sonra bir maçı çalabileceğini düşünüyorum, yoksa zaten 4-0 olacaktır. Ama benim tahminim 4-1 biteceği yönünde. Çünkü Bulls’tan herkes bayağı bir emin gözüküyor fakat, uzun zamandır NBA Finallerini görememekteler. Bu yüzden tecrübe eksikleri sorun olabilir. Ayrıca, bu sezon içinde Rose’u MVP yapacak olan Bulls’un birincilik hikayesi, normal sezon ile birlikte bitti. O senaryo çok etkiliydi, o kadar ki şöyle ifade edeyim: Bir takımla ilk sezonunda en çok maç kazanan koç rekoru Suns ile Westphal’a ait 62 maç ile. Tom Thibodeau ve ekibi bunu egale etti, fakat o başka bir hikayeydi. Şimdi ise asıl oyuncuların sahne alma vakti geldi. Tabii ki Pacers sorun yaratmayacaktır, fakat ilerisi için konuşuyorum.
Diğer yandan ise, Pacers çok dengesiz bir takım, Granger bir maç 5/7 üçlük isabeti ile 28 sayı bulabilir de, 5 top kaybı 2/12 saha içi isabetiyle kenarda da oturabilir. Benzer bir durum da Hibbert ve faul problemi için geçerli. Bir de McRoberts var tabii ki. O da neredeyse her gece highlight reel’ların bir parçası, bazen inanılmaz smaçlar basıyor bazen de kendisini paspas olurken izledik. O kadar bir dengesizlik çökmüş bu takıma. Ayrıca onlar da 5 sezondur playoff görememiş bir takım durumundalar.
Dediklerimi bir de rakamlarla anlatayım. Bulls’un maçıları ve serileri ikinci çeyrekte ve son çeyreğin başında kazanacaklarını düşünüyorum. Çünkü yedek ağırlıklı beş, diğer takımın yedek beşlerine veya as şutörlerine potayı iğne deliğine çeviriyor. Rose, Brewer, Deng, Gibson ve (gururumuz) Ömer beşi, savunmada 48 dakikaya vurulduğunda rakibe sadece 83 sayı şansı tanıyıp 113 sayı atıyorlar. 30 sayılık inanılmaz bir fark var. Noah’lı Boozer’lı beş ise 120 ofans sayısı ile en iyi hücum beşi.
İndiana’da ise, savunmanın adeta belini kıran bir isim var. Rush. Rush sahada iken, Pacers’ta kim parkeye çıkarsa çıksın takım ortalama 110 sayı yiyor. Ofansif olarak da, konsantre bir Dunleavy, Granger ve Collison’a ihtiyaçları var.
Blake gibi...
Norm MacDonald, ilginç kıyafetleri ve mimikleriyle bildiğim komedyen, bu bölümde Blake Griffin'in kılığına girmek için makyözüne gidiyor. Ve Antrenmana çıkıp üstün (!) bir performans sergiliyor.. İlginizi çekeceğini düşünüyorum. DeAndre Jordan da içinde (lakabı DJ). Daha ilerisini veya arkadaşlıklarını merak edenlere http://www.youtube.com/watch?v=DoN53kD-1BU .Spoiler olduğunu düşünmeyin, fakat tahmin edersiniz ki, burada sonuç hüsran..
15 Nisan 2011 Cuma
Yıldız Erkeklerde Şampiyon Beşiktaş !!
Yıldız Erkekler kategorisinde çekişen 4 takımdan şampiyonluğa ulaşan, Fenerbahçe'yi 73-67 yenen Beşiktaş oldu. Baştan sona çekişmeli geçen maçtan sonra Beşiktaşlı oyuncuların sevinçleri ise görülmeye değerdi. Özellikle Beşiktaş'ın her maçına giden taraftar Murat'la yapılan kutlamalar ayrı keyifliydi.
Maça geçersek, Fenerbahçe özellikle ribaundlarda çok etkili başladı ve bulduğu kolay sayılarla 10-3 öne geçti. Beşiktaş'ta Berkay'ın erken faul problemine girmesiyle pota altını iyice ele geçiren Fenerbahçe kolay topları ve faulleri sayıya çevirmekte zorlanınca Beşiktaş Doğukan'ın önderliğinde skoru dengeye getirdi. Denge çeyrek sonuna kadar sürdü ve Fenerbahçe'nin 24-23'lük üstünlüğüyle ikinci çeyreğe geçildi.
Bu çeyreğe Berk ve Metecan'ın sayılarıyla başlayan Fenerbahçe skorda üstünlüğünü devam ettirdi ilk dakikalarda. Fakat Beşiktaş Doğukan ve Kartal'ın sayılarıyla 10-0'lık bir seri yakaladı ve son 4 dakikaya 40-35 önde girdi. Mehmet Şanlı'yla skorda tutunan Fenerbahçe öne geçmeyi başaramadı, sportmenlik dışı faulden kaynaklanan faul atışlarınıda isabetli kullanan Beşiktaş ilk devreyi de 41-39 önde kapattı.
İkinci devre için takımlar sahaya geldiğinde Beşiktaşlı oyuncular yerlerinde duramıyorlardı. Bu maçı ne kadar çok istedikleri her hallerinden belli oluyordu. Fenerbahçe Berk'le sayılar bulurken Beşiktaş önce Kartal sonra da üç pozisyon üst üste Batu'yla üçlükler bularak müthiş bir seri yakaladı ve skor üstünlüğünü ele aldı. Maçı koparma şansını iyi değerlendiremeyen Beşiktaş, Fenerbahçe'nin sayılarına engel olamadı. Son çeyreğe 56-55 Beşiktaş üstünlüğüyle girildi.
Son periyoda yine iyi başlayan Beşiktaş, Metecan'ın tutmakta güçlük çekince farkın 1'e inmesine engel olamadı. Fenerbahçe Berk ile maça tutunurken Beşiktaş, farkı yavaş yavaş açmaya başladı. Metecan'ın alan savunmasına karşı kullandığı şutlardan isabet bulamayan Fenerbahçe skor bulmakta güçlük çekti. Berk'in üçlüğü farkı tekrar 1'e düşürse de Beşiktaş pota altından bulduğu sayılarla geriye düşmedi. Son 35 saniyeye 70-67 önde giren Beşiktaş, faul hakkını bu pozisyonda kullandı. Hücumda olan Fener, Mehmet Şanlı ile anlamsız bir hücum kullanınca genç oyuncunun üç sayılık basketi çembere bile değmedi. Kalan süreyi de iyi değerlendiren Beşiktaş karşılaşmadan 72-67 galip ayrıldı.
İstanbul Şampiyonu olan Beşiktaşlı kardeşlerimize gönülden tebriklerimizi yolluyoruz. Maç içinde birbirlerini çok iyi motive ettiler, çok istediler ve sonunda başardılar.
12 Nisan 2011 Salı
Normal Sezon Ödülleri-2
İlk ve en önemlisinden başlamak istiyorum, en prestijlisinden. Tabii ki MVP yani normal sezonun en değerli oyuncusunu belirlemeye. Şu an nereye bakarsanız bakın, tarafsız iki gözün belirlediği iki aday var öncelikle. Biri Derrick Rose, diğeri ise Howard. Yani baktığımız zaman, ödülü verecek kişiler şunlara bakıyor: İlki Kaan Kural’ın bahsettiği, bir hikayenin başrolü olmak, sürekli anlatılmak, merak edilmek, bu sabah ne yaptı şeklinde. Diğeri de bildiğimiz şeyler, istatistik, gelişim ve liderlik yönü oyuncunun.
Tüm bunlar sorgulanırken Rose’un tüm yaz özverili çalışması, şutunu geliştirmesi, salona ilk girip son çıkması öne çıktı. Bulls’un özellikle ikinci yarıdaki önlenemez yükselişini açıklayan en önemli sebepler olarak ölü sezondaki Rose’un çalışmaları gösterildi. Bu durum istatistiklerine de yansıdı. Üçlüğünü özellikle, inanılmaz geliştirdi. İlk iki sezonunda 33 üçlük atmış ki, bu rakam şu anda 130’larda, sadece bu sezon için.
Tabii Dwight Howard’ın karikatürize olmuş vücudunun formunu koruması için ne kadar çalışma yaptığını hayal etmek bile zor. O da zaten hem bu ödül için yarışıyor, hem de en iyi savunmacı alanında. Sadece savunma da değil, ofansif olarak da kendini bayağı geliştirdi bu sene.
Rose’un en önemli avantajı istatistikleri değil, Daha az süre oynayan Kobe’de, veya son iki yılda ödülün sahibi LeBron’un, belki Westbrook’un istatistikleri bile daha parlak gözükebilir. Kaan Kural ile Murathanoğlu da bunu eleştiriyorlar. Bu rakamların mvp kalibresinde olmadığını düşünüyorlar. Fakat asıl konu şu ki, Bulls’un ne kadar sabırlı hücum ettiğini ve sayı olarak daha kısır maçlar çıkardığını düşünürsek, bu istatistikler çok da anlamlı değil. Efficiency istatistikleri Rose’un değerini ortaya koyan asıl değerler bence. Yani Chicago’nun 87 sayı attığı bir gecede, her gece 110-120 sayı atan Nuggets’a göre daha az sayı-asist-ribaund- top çalma vs. olacaktır. Çünkü hücum sayısı daha az temel olarak. Böyle bir maçta da Rose 25 sayı atıp 8 asist yapmış ise (ki bu sayı sezon ortalamaları), takımının sayılarının yarısında direkt veya indirekt olarak etki etmiş demektir. Ayrıca bunu bazen “Fast don’t lie” dedirten bir şekilde delici bir şekilde yaparsa, kazanıyorken bile gülmüyorsa, iddiasız maçlarda bile son dakikaya kadar kazanma hırsını elinden bırakmmıyorsa ve tüm bunları artık gerçek bir lider olarak yapıyorsa, O oyuncuya MVP ödülünü verirsiniz bence…
Bir de herkesin bildiği bir şey var. Rose bunları neredeyse yarım sezon Boozer’sız veya Noah’sız yaptı. Bazen ikisi birden yoktu. İkisi bu sezon toplamda 57 maç kaçırmışlar. Bu birçok şeyi anlatmaya değer. Hiç NBA.com gibi Rose’un çocukluğuna gidip Illinois’in arka bahçelerinde Rose’un basketbol oynadığı kırık potalara bakmaya gerek yok. O bir numara !Kusura bakma Howard. Howard’ın dezavantajı, dediğim gibi, aynı zamanda en iyi savunmacı ödülünde de adaylığı olması, ve büyük oranda da kazanacak olması. Eğer ki Rose bir Draft’ın 1 numarası olmasaydı (2008 için öyledir kendisi), belki de bu sene Bulls’un yükselişi bu denli tepelerde görünmeseydi, belki de O’nu en çok gelişme gösteren oyuncu için aday gösterecektik. Bu bahsettiklerim eksik olduğu için belki de en çok gelişme gösteren oyuncu Kevin Love olacak.
Benim oyum en iyi 6. adamda Odom’a gidecek. Çünkü kendisinin rakamları neredeyse bir ilk beş oyuncusu gibi. 30 maça sakatlıklardan dolayı ilk beş başladı, fakat yedekten geldiğiniz maçların daha çoğunlukta olması bu ödüle aday olmanız için yeterli.
En iyi çaylak ödülünü kime verdiğimi söylememe bile gerek yok sanırım, fakat şunu belirteyim ki, muhalif adaylar olarak Wall, Cousins, Monroe, Fields gibi adayların olması bile mutluluk verici bizler için.
En iyi savunmacı ödülünü Gerald Wallace, Deng ve Tyson Chandler’ın önünde Howard kazanacak diye düşünüyorum önceden de bahsettiğim gibi. Tek bir rakam vereyim, kendisi üst üste 6 senedir bir sezonda 1000 ribaund 100 blok barajını aşıyor !
Normal Sezon Ödülleri-1
Hazır NBA ile ilgili herkes her yazar çizer her blogger bu işe NBA’de ESPN’de Yahoo’da (Mike Fratello hariç, çünkü kendisi eminim Ukrayna milli takımına daha fazla kafa yoruyordur, artık Tv’ye çıkma zamanı da azalacaktır, bildiğiniz gibi milli takımın başına geçti, yazın kendisini izlemek büyük bir keyif olacak) bu işle uğraşırken, ben de size eksiksiz bir rapor çıkarayım dedim.
Öncelikle ilginç olan birkaç noktaya değinmek istiyorum. Son 40 yılda sezon MVP’si seçilen oyunculardan yalnızca 13’ü bu başarıyı Playoff sonunda yüzük ile taçlandırabilmiş. En son bunu yapan isim ise Tim Duncan (2003). Hem MVP’yi almış, hem de Spurs ile şampiyonluk yaşamayı başarmıştı kendisi. Jordan’ın bunu 90’larda 5 kere tattığını düşünürsek eğer, sezon MVP’si ödülü alan oyuncunun büyük oranda şampiyonluğunu kaybettiğini söyleyebiliriz. Şanssızlık veya tüm sezonda gelen başarının altında ezilmek sebepler olabilir.
MVP ödüllendirmesinde 2010’dan beri bizim de payımız var artık ! Sadece Amerikan ve Kanadalı yazar ve tv yayıncıları oylamıyor ! Doğru okuyorsunuz, bizim de hakkımız var. Aynı gazetecilere verilen formatta biz de oy kullanabiliyoruz.
Bireysel ödüllerden öncelikle yılın koçundan bahsetmek lazım. Benim oyun tartışmasız Tom Thibodeau’ya. Boston’da yetişen koç, savunmasıyla Bulls’un rakiplerine kök söktürmesini sağladı. Rose’un gelişiminde çok da payı olduğunu düşünüyorum. Boozer gibi bir egoyla da başarılı bir şekilde baş ediyor. Fakat benim asıl hoşuma giden, Vinny Del Negro’nun yarı enkazını devralıp, Boston’un kalan son kurşununu attıktan sonra iki üç sene sonra yeniden yapılanmaya gireceği gibi, bunun ilk modelini, Doc Rivers ayak izleriyle , ki kendisi de Illinois’lidir, Bulls ile başardı, ve ilk sezonunda takım şampiyonluğa koşuyor. Sansasyonel Miami’yi geride bırakması bile çok önemli bir olay. Belki son iki maçta bir maç geride oldukları lig birinciliği için yarışta Spurs’ü de geçebilirler. Bunlar sebeplerim Thibodeau’ya ödülü vermek için, fakat ödülün bir parçasını da George Karl’a kesinlikle verirdim, bunun sebeplerine de Playofflarda şahit olacağız diyerek bir iddiada bulunayım. Nuggets Batı’da finale yürüyebilir.
10 Nisan 2011 Pazar
Boston'un son şansı
- İlginç bi şekilde, koç Doc Rivers'ın sezon sonunda Celtics'den ayrılacağı konuşuluyor çeşitli çevrelerde. Söylenene göre bu son Finaller denemesi olacak Rivers'ın Celtics ile. Geçen seneki Finaller tüm Celtics tarafında, Massachusetts'te, belki de tüm Dünya'da, ama en çok da Celtics soyunma odasında deriiiiiiiiiiiin (!) izler bırakmıştır, geçen sene bu yüzden bir ara Rivers bırakma kararı almıştı, fakat sonra son bir deneme kararıyla tüm kadro takımda tutulmuş, Rivers da son bir denemeye sıcak bakmıştı. Bu sene de bırakırsa büyük ihtimalle koçluğa bir süre ara verecektir, iki üç sene sonra oluşabilecek yeni bir temelde yer alabilir kendisi. Aslında bu bahsettiğim size bir şeyleri çağrıştırmış olabilir, çünkü vücut bulmuş hali, Rivers'ın kendi şehrinde, Chicago'da bulunuyor. Tabii ki, Pierce Allen ve KG'nin önlerinde ikişer seneleri daha var oyun olarak, fakat bu seviyede kalmaları da çok zor olacak, bu belli. Kendilerini nasıl iyi sakladıklarını anlamak zor değil. En önemlisi de Garnett sanırım. Çünkü o varsa Celtics kupanın adayı. Argümanın kanıtı için bakınız 2008-2009 sezonu Celtics. Bakalım, göreceğiz. Ben de Celtics için bu sene ümidimi azalttım, hatta son takas hamlelerine de kızdım, fakat durum şu ki, Celtics Pride bence Doğu Finali'nden aşağısını kabul etmez diye düşünüyorum...
NBA'de toplu sözleşmede gelişmeler
- NBA'de gerçekten bir sezon sonraki sezon oynanmayabilir. Billy Hunter, oyuncuların temsilcisi, zaten hep benim gözümde beyaz saçlarıyla ve siyahi haliyle bana Nelson Mandela'yı anımsatmıştır. Fakat toplantılarda tüm önemli insanların arasında David Stern ile çok direkt olarak konuşması, pastadan önemli bir kısmı talep etmesi, bunu sert ve sağlam olarak yapması gerçekten çok önemli bir davranış. Son toplantının sonrasında, mikrofonu alan Stern Hunter'ın yüzüne bile bakamadı doğrusu. Ve kendisinden etkilenmiş olacak ki, Billy Hunter'ın geçmişte NBA'de yaptığı işçi-işveren mücadelelerinden bahsetti, yani resmen adamın CV'sini anlattı. Hunter'ın da bu hareketinin sonucu mesela Rose'da önemli hisler uyandırmış olmalı ki, "Söylediklerine inanamadım" "Şok oldum" " Hunter'ın başından beri bizim arkamızı kollamış olmasına seviniyorum" gibi açıklamalar yapmış kendisi ESPN mikrofonlarına.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






