height="600" src="http://www.flatcast.com/de/Player.aspx?sid=338122" width="800"> > < /div>

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Doğru Planlama ve İstikrar: Genç Banvitliler

Bir önceki yazıda yaşadığım nefret kusmasından sonra bence turnuvanın en keyifli yanıyla başlayacağım basketbolu anlatmaya. Genç Banvitliler takımı, belki favori gelmediler turnuvaya ama herkese müthiş bir basketbol  izlettiler ve harika bir organizasyon ürünü olduklarını gösterdiler. Ben de yakalayabildiğim ölçüde size anlatmaya çalışacağım.

Bir kere her şeyden önce bir Genç Banvitliler realitesinden bahsetmek lazım, hem de uzun uzun. Üç maçlarını da kazanmaları ciddi bir başarıdır. Çünkü bu takım tecrübeli iki uzun Ufuk Gürgen ve Marko Kolaric dışında 90-91-92 doğumlu oyunculardan kurulmuş, sonuç odaklı olmadan, oyuncu yetiştirmeyi, doğru basketbol oynamayı hedefleyen bir takım. Bunu nereden anladığımı sorarsanız, molalarda, periyot aralarında ve oyuncu değişikliklerinde, yani kısaca her fırsatta koç Ahmet Gürgen oyuncularına yanlışlarını söyleyip, doğrusunu anlatma işini bıkmadan, usanmadan yaptı. Kaliteli olmalarının yanına, çok da ahlaklı ve düzgün sporculardan kurulmuş bir takım olmaları onlara ayrıca saygı kazandırdı.

İşin teknik kısımlarına gelirsek; ilk söylememiz gereken sanırım, Genç Banvitliler takımının diğer 3 takıma göre boy ortalamasının çok yüksek olması. Neredeyse her eşleşmede bir kafa yukarıda oynuyorlar.Ayrıca Ufuk Gürgen ve Kolaric'de boy avantajı dışında kuvvet olarak da sağlam pivotları olmayan diğer takımlara ağır basıyor. Bunun dışında yardım savunmasını çok iyi yapan, Banvitliler özellikle tam saha baskısında da çeşitli varyasyonlar deneyerek, rakibini şaşırtabiliyor.

Oyuncuları teker teker ele almak gerekirse, ilk sırayı tartışmasız Erol Can Çinko'ya vermek gerekir. Üç maçı 25 sayı ortalamayla bitirdi. 30/15 gibi bir üçlük yüzdesi tutturdu. Bunlar istatistik olarak başlı başına ilgi çekici fakat benim değinmek istediğim durum çok başka. Maçları çıplak gözle izlemek, hatta bazı maçlar bench arkasında izlemek farklı şeyleri görmemi de sağladı. Mesela Erol Can Çinko'nun molalarda takımını nasıl motive etmeye çalıştığını, hücumda eline geleni değil, takımının ihtiyacı olan şutu attığını, savunmada kendini hücuma saklama peşinde olmadan nasıl konsantre olduğunu görebildim. Genç Banvitliler'in akıbeti ne olur bilemem ama Türk basketbolu, saha dışında da çok düzgün ahlaklı, önce iyi bir sporcu daha sonra da çok başarılı bir şutör kazanmaya çok yakın.

Bir başka beğeni toplayan oyuncu İzzet Türkyılmaz. Ki İtalyan basketbolunun efsanesi Fucka'ya benzerliğinden dolayı nam-ı değer Fucka İzzet. Fucka'ya sadece yüzüyle, boyuyla,kollarının uzunluğuyla benzemiyor İzzet. Hücumunun çeşitliliği de Fucka benzerliğinde. Perdelemeden çıkıp 3 sayılık basketler bulabildiği gibi, penetreler üzerinden, bire birlerden , hızlı hücumlardan ve bence çok başarılı olduğu hücum ribaundlarından rahatlıkla sayılar üretebiliyor. Vurduğu jeneriklik smaçları ise salonda olup da görmeliydiniz.

Genç Banvitliler, misyonu oyuncu yetiştirmek olan bir kulüp. Ama o kadar düzensiz ve hatalı yönetilen takımlar, büyük bütçeler var ki  bu çocuklar ilk turda 3/3 yaptılar ve Eskişehir'de bir galibiyet çıkartırlarsa lige çıkmayı garantileyecekler. Sonrası için çeşitli söylentiler var. Özellikle Kayseri ve Eskişehir'den bazı takımların Genç Banvitlileri satın almayı istediğine yönelik. Banvit Spor Kulübü ise bizim potansiyelimiz iki takımı da birinci ligde kaldırır diye açıklama yaptı. Birinci Lig'e çıkılması durumunda oyuncu yetiştirme misyonunda bir farklılık olacak mı? Bunların hepsini yaşayıp göreceğiz ama ortada şöyle bir şey var ki bu takım bütün takdirleri hak ediyor.

Son paragramı da UniBanvit grubuna açıyorum. Bu kadar seyirci olaylarının çıktığı turnuvada tamamıyla takımlarına odaklanmış, tertemiz Üniversite genci hepsi. Diğer taraftar gruplarına da sürekli yapıcı yaklaşıp onların da takdirini alan çok samimi bir gruplar. Kendilerine de bu centilmenliklerinden ve takımlarına desteklerinden dolayı tebriklerimi sunuyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder