height="600" src="http://www.flatcast.com/de/Player.aspx?sid=338122" width="800"> > < /div>

5 Mart 2011 Cumartesi

TÜRK BASKETBOL TARİHİNDE ÜÇ BÜYÜKLER-1


Türkiye’de basketbolun ilk defa 1906 yılında Robert Koleji’nde oynandığı tespit edilmiştir. Herbert H. Lane’ın tek nüsha olarak yazdığı “ The Robert College History” isimli okul tarihinde, 1906’yı 1907’ye bağlayan kış mevsiminde okulun eski jimnastik salonu olan Dodge Gymnasium’da Amerikalı öğretmenler arasında ilk basketbol maçı oynanmıştır.

           ( Ahmet Robenson )

1911 yılında ise basketbol Galatasaray Lisesi’ne taşınmış. Annesi Hintli, babası İngiliz olup, babasının ölümünden sonra küçük yaşta ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etmiş olan, Galatasaray Lisesi beden öğretmeni ve Galatasaray Futbol Takımı kalecisi olan Ahmet Robenson, İngilizce basılmış  “spor oyunları” kitabından okuduğu şekilde, Galatasaray Lisesi bahçesinde iki duvara sepet takılarak basketbol oynatmışsa da , kuralların yeteri kadar bilinmemesi, sert fauller sebebiyle sakatlıklarla sona ermiş. 1913’te yayınlanan İdman Dergisi’nde Fenerbahçe Kulübü’nde  basketbol takımı kurulduğu ve Amerikalı öğretmenlerle faaliyete başladığı haberi çıksa da bunların devamına rastlanamamış.

                              ( Selim Sırrı Tarcan )

Basketbolun ülkemizde branş haline gelmesi o sıralarda Cağaloğlu Yüksek Öğretmen Okulu’nda beden eğitimi öğretmenliği yapan Selim Sırrı Tarcan sayesinde olmuştur. Anlaştığı yabancı hocalar, öğrencilere basketbol ve voleybol dersleri vermiş. İstanbul’da basketbolun oynanmaya başlamasıyla Galatasaray Lisesi beden eğitimi öğretmeni Ahmet Robenson tekrar çalışmalara başlamış. Türk Takımı’yla Amerikan öğretmenler arasında yapılan maçlara da büyük ilgi gösterilmiş ve şehrin birçok yerinde basketbol sahaları açılmış.
                                                         
Lig öncesi dönem olarak adlandırılan 1946-1966 yılları arasında Galatasaray tam 11 kez şampiyonluğa ulaşmış. Bu şampiyonluklarda tabii ki basketbol tarihine geçecek isimleri de bizlere sunmuştur. Samim Göreç, Yalçın Granit, Ali Uras, Erdoğan Partener, Özhan Canaydın, Ünal Büyükaycan, Cavit Altunay gibi isimler bu şampiyonluklar da bazıları hem oyuncu hem antrenör bazıları da oyuncu olarak katkılar vermiş. Bu bahsettiğimiz 20 yıl içerisinde çok önemli gelişmeler de olmuş. Örnek vermek gerekirse, Türk basketbol tarihinde çok önemli bir yer tutan Spor Sergi Sarayı 1954-1955 sezonunda basketbola hizmet vermeye başlamış. Spor Sergi Sarayı, Türk basketbol tarihinde çok önemli bir yer tutar. Maçlar akşam saatinde oynandığı için, insanlar bu maçları çok ciddi bir sosyal aktivite olarak görür ve en şık kıyafetleriyle maçlara gelirlermiş. Aynı sezon içinde yaşanmış bir diğer enteresan olaya değinmek gerektiğini düşünüyorum. Aslında  Galatasaray-Fenerbahçe arasındaki rekabetin tarihçesine de bir ışık tutabilecek bu örnek şöyle olmuş : Fenerbahçe Ligi lider, Galatasaray ikinci, Modaspor’da üçüncü bitirerek Türkiye Şampiyonası’na katılmaya hak kazanmışlar.

Oynanan maçlar sonunda 25 Nisan 1955 gecesi Galatasaray ezeli rakibi Fenerbahçe’yle şampiyonluk için karşı karşıya gelmiş. Fenerbahçe kazanması ya da 6 sayılık bir mağlubiyette bile şampiyonluğunu ilan edecekken, Galatasaray’ın en az 7 sayıyla kazanması gerekiyormuş. Devreyi 25-20 önde geçen Galatasaray, ikinci devrede son 44 saniye kala Galatasaray farkı 13’e çıkartınca Fenerbahçe Modaspor’u şampiyon yapmak için sahadan çekilmiş.

                                                                      
 
Çünkü hükmen mağlubiyette Fenerbahçe 1 puanı alamayacaktı ve Modaspor ile Galatasaray’ın arasındaki maçlara bakılarak Modaspor şampiyon olacaktı. Fakat federasyon buna bir çözüm getirmiş ve kupayı ortadan keserek yarısını Modaspor’a yarısını da Galatasaray’a vermiş.

1966 yılında Türkiye Deplasmanlı Basketbol Ligi’nin kurulmasından 2 yıl sonra Galatasaray 78 puan toplayarak şampiyonluğu elde ederken kadrosunda da Şengün Kaplanoğlu, Nedret Uyguç, Nur Danişment, Nedim Hoşgör, Fuat Tahir, Semih Dedeoğlu, İzzet Sürücü, Kaya Başaran,Necdet İmre, Ercüment Taneröz, Mehmet Tümer’i barındırıyordu. Antrenörlük görevinde de Petar Simenov vardı.
1978-1979 sezonu Galatasaray için pek de iç açıcı değildi. Kötü geçen sezonda federasyonun verdiği hükmen mağlubiyete itiraz eden Galatasaray Danıştay’da haklı çıktı ve küme düşmekten kurtuldu. Çözümü de ligi 14 takımla devam ettirmekte buldu federasyon.
                   
Dawkins’in T.C vatandaşlığına geçmesinden sonra Michaelle Scearce’ı kadrosuna katan Galatasaray, normal sezonu 17 galibiyet  5 mağlubiyetle ikinci sırada bitirdi ve play-off’da Tofaş’ı 2-0, Çukurova’yı da 2-1 geçerek finalde Fenerbahçe’yle eşleşti. İlk maçı 89-83 kazanan Galatasaray, ikinci maçı 90-83 kaybetti. 2 Nisan 1985’te şampiyonu belirleyecek maçta, Galatasaray 74-68 kazanarak şampiyonluğu kazandı. Aynı yıl Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı da kazanan takımda  : Turgay Demirel,Dawkins, Nihat İziç, Mehmet Baç, Remzi Dilli, Mehmet Altıoklar, Okan Gedik, Cihat Levent, Mehmet Şenova gibi isimler forma giyerken, takımın antrenörlüğünüde  Mehmet Baturalp, Yalçın Granit, Halil Üner ve son olarak da Nur Germen yapmıştı. 

            ( Cihat Levent, Dawkins, Turgay Demirel, Scearce )

1985-1986 sezonunda Nihat İziç T.C vatandaşlığına geçti. Sezonu da üçüncü sırada bitiren sarı kırmızılılar, çeyrek finalde Fenerbahçe’yi, yarı finalde de Çukurova’yı eledikten sonra finalde Efes Pilsen’le karşı karşıya gelmişti. İlk maçta 109-102 Efes Pilsen üstünlüğü varken, Galatasaray 90-86’la seriyi eşitledi. Şampiyonu belirleyecek son maçı Galatasaray 79-65 kazanarak üst üste ikinci kez şampiyonluğu kazanmış oluyordu.

  ( Mehmet Baç, Dawkins, Cihat Levent, Turgay Demirel )

Bir sezon sonra ( 1986-1987 ) ise işler pek istenildiği gibi değildi ve Galatasaray normal sezonu sekizinci sırada bitirerek,play-off’a son sıradan girebilmişti. İlk turda lig lider Beşiktaş’ı, yarı finalde Beslen’i de geçen yılın sürpriz takımı sarı kırmızılılar finalde Karşıyaka’yla karşı karşıyaydı. İlk maçta üstünlük Galatasaray’daydı. İzmir’de durumu eşitleyen Karşıyaka saha avantajını da eline geçirmişti. 28 Mart’ta İzmir’de oynanan son maçı 74-66 Karşıyaka kazanıyordu ve hiçbir beklentinin bulunmadığı sezonda Galatasaray şampiyonluğu kaçırdığına üzülüyordu. Aynı sezon genç oyuncu Ömer Büyükaycan Atlanta Hawks tarafından NBA kampına davet ediliyordu.

Sönük geçen iki sezonun ardından 1989-1990 sezonunda  Galatasaray yine iddialı bir takım kurmuştu. Yeni statüye göre ligi ilk iki sırada bitiren takımlar yarı finale direk olarak çıkıyordu. Rakip, Tamer Oyguç, Levent Topsakal, Volkan Aydın’ın sürüklediği Aydan Siyavuş yönetimindeki Efes Pilsen’di. İki maçı da kazanmasını bilen sarı kırmızılılar, finalde Paşabahçe’ye rakip oluyorlardı. 88-81 kazanılan ilk maçtan sonra Paşabahçe 96-79’luk skorla seriye tutunmaya çalışsa da sonraki iki maçı kazanan Galatasaray şampiyonluğa ulaşıyordu. Bu sarı kırmızılılar için son lig şampiyonluğu olacaktı.

                   ( Emir Turam, Lütfi Arıboğan )
 
Çok önemli oyuncuları kadrosunda bulundurmasına rağmen, doğru kimyayı tutturamayan Galatasaray Lütfi Arıboğan, Levent Topsakal, Mert Uyguç gibi yıldızların yanında Kerem Tunçeri, Orhun Ene gibi sonraki yıllara damga vuran gençleri de kadrosunda bulundurdu. Bu yıllardaki erkek takımının tek başarısı 1994-1995 sezonunda  kazanılan Türkiye Kupası oluyordu. Yarı finalde Tofaş’ı 88-67’lık skorla geçen Galatasaray finalde de Ülker’i eleyerek turnuvanın sürprizini yapan Ortaköy’ü 66-54 yenerek Türkiye Kupası’na üçüncü kez ulaşıyordu.

Bayan takımı ise, 8 yıllık üst üste Türkiye Şampiyonluğu serisine Avrupa’da da final-4  ekliyordu. 90’lı yıllarda Quadre Lollis, Ben Handlegton, Mujezinovic gibi yabancılar iz bırakırken 2000’li yılların başında tecrübeli bir kadroyla oynuyordu Galatasaray. Tamer Oyguç, Şemsettin Baş, Kemal Tunçeri, Serdar Tabay’lı kadroda beklentileri karşılayamadı.

2002 yılında 3 büyüklerin başkanları, Bakan’la görüşerek amatör branşların profesyonel boyutlara ulaştığını ve kendilerine yardım edilmemesi durumunda şubeleri kapatmayı düşündüklerini söylediler. Ligin başlamasına çok kısa bir süre kala ikna edilebilen üç büyüklerde Galatasaray ligi 3.sırada bitirmeyi başardı. Play-off’ta yarı finade Efes Pilsen’e kaybeden sarı kırmızılılarda, Arda Vekiloğlu, Muratcan Güler , J.R. Koch gibi isimler dikkat çekiyordu. İstikrarsızlığın devam ettiği Galatasaray, 2004-2005 sezonu sonunda küme düştü. Ancak federasyon o sezon sonu aldığı kararla ligi 16 takımla oynatmaya karar verdi. Kimsenin düşmediği sezon, 2.ligden iki takım eklendi. Bu istikrarsızlığı gidermek bu büyük camianın göreviydi. Cafe Crown sponsorluğunu alan Galatasaray antrenörlüğe de Murat Özyer’i getirdi.

                                     ( Murat Özyer )
 
 Bu sistemde ısrar eden kulüp 2008 yılında Uleb Cup’ta Final-4 oynayarak büyük bir başarıya imza attı. Murat Özyer’in ayrılmasından sonra Okan Çevik’in antrenörlüğünde yaşanan ve basında “ Cemal Nalga Olayı” ya da “Forma Skandalı” olarak bilinen hatadan sonra yeni ve doğru bir yapılanmaya gitti Galatasaray. Oktay Mahmuti’yi takımın başına getiren, mücadele gücü yüksek ve dinamik bir takım kuran Galatasaray altyapıdan da oyunculara görev vererek geleceğine de yatırım yapıyor. 


 
Sertaç Şanlı gibi 91 doğumlu yetenekli ve genç bir uzuna, Göksenin Köksal gibi başarılı bir genç oyun kurucuya sahip olan Galatasaray, bu doğrularında ısrar ederse yine eski günlerine dönebilir…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme