height="600" src="http://www.flatcast.com/de/Player.aspx?sid=338122" width="800"> > < /div>

3 Mart 2011 Perşembe

Özeleştiri, Gerçekler, Hayal Kırıklıkları ve Umutlar



Efes Pilsen için Euroleague macerası geçen hafta sona ermişti bildiğiniz gibi. Son temsilcimiz Fenerbahçe Ülker'de sayısız avantajı kaçırdıktan sonra var olma maçına çıktı bugün. Tekrar hatırlamak gerekirse bu avantajları ; Sinan Erdem'de oynanan Valencia maçında farkı 13 sayılara kadar çıkarmasına rağmen, maçı son topta Emir'in 2 mucizevi bloğuyla sadece 2 sayıyla kazanabildi. 

Deplasmanda sete set hücum konusunda belki de Top 16'nın en kötüsü Zalgris'i 39 kere faul çizgisine götürerek maçı kaybetmişti. Bu maçı kazansaydı eğer Fenerbahçe Ülker zaten Top 16'yı 4.maçlar bittiğinde garantilemiş olacaktı. Dolayısıyla bugün oynayacağı Valencia maçı bir formalite maçı olacaktı. 

Gelelim bir diğer fırsata ; o da geçtiğimiz hafta oynanan Olimpiakos maçıydı. Maç içinde 12 farklık avantajı kullanamadı Fenerbahçe Ülker ve 15 sayıyla maçı kaybetti.

Son fırsat, belki de en zor olandı. Valencia gibi Pesic'in gelişinden sonra "taş" gibi bir takımı deplasmanda yenmek bu fırsatların içinde en mümkün olmayanı gibiydi. Çünkü Pesic takıma inanılmaz bir savunma yaptırıyordu. Buna yetenekli oyuncularının hücum performanslarını da ekleyerek maç içinde zaman zaman varlık gösteren Fenerbahçe Ülker'i geçti.

Bu mağlubiyetlerin alışagelmiş bahaneleri bencede belli oranda doğru. Vidmar , Mirsad Türkcan ve Engin Atsür'ün sezonu kapatmış olması, Marko Tomas'ın arka adalesindeki, Kaya'nın dizindeki ve Kinsey'in kaburgasındaki sorunlar takımın ritmini fazlasıyla bozmuştur. Hatta şu kadroyu bugün istediğin Beko Basketbol Ligi takımına ekle en tepeye oynar. Fakat Fenerbahçe Ülker bu oyuncular yokken bu gruptan çıkmak için çok fırsatlar yakaladı. Peki neden sonuç gelmedi? Bunu değerlendirelim. 


Fenerbahçe Ülker'in en önemli özelliği kendini bilmesiydi. Yani takım, neyi ne derece yapabildiğini biliyordu. Pota altında bir Real Madrid olmadıklarını, ikili oyunlarda bir Olimpiakos olmadıklarının farkındaydılar. Bu yüzden topun değerini biliyordu herkes. Hücumdayken, Ömer Onan'ın Ukic'in penetreleri sonrası Tomas'a yarattıkları dış şutlar veya ikili oyunlardan kendilerinin bulduğu boş üçlükler vardı. Uzunların birbirlerine yaptıkları servisler vardı. Belki de en önemlisi savunma kaynaklı bulunan hızlı hücum sayıları vardı. 

Savunma tarafında ise; Vidmar'ın yokluğuyla başlayıp Mirsad'ın da gitmesinden sonra iyice kendini hissettiren pota altı sertliği ve ribaunt sorunu çıktı. Bunun ribaunt kısmını gidermek için Tomas, Preldzic ve bazen de Kinsey yardımcı oldu. Ama Oğuz'un sert bir uzunun arkasında ısrarla kalamaması, Lavrinovic'in özellikle ikili oyunlardan sonra hem yardım savunmasında hem de adamını bulma zamanlamasında yaptığı müthiş hatalar aksayan kısımlardı. Fakat Ukic-Ömer-Kinsey üçlüsü belki de Euroleague'in en bıktıran ön alan savunmasını yapan üçlüsüydü. Takımlar sorun yaşayan pota altına topu indirmek istiyorlardı elbette ama bu üçlü öyle baskı yapıyorlardı ki paslar ya net geçmiyordu ya da istediği yerde geçmiyordu. 


Oyunun iki tarafındaki özelliklerini yazdık Fenerbahçe Ülker'in. Peki ne oldu da bu özelliklerden vazgeçildi ya da işe yaramaz hale geldi. Biraz da ona bakalım. Çözülme Mirsad'ın sezonu kapamasından sonra çıkılan Zalgris maçıyla başladı. Fenerbahçe Ülker savunma ribaundunu alamayarak,hücuma geçemedi. Bazı pozisyonları 3 kere savunmak zorunda kaldı. Bu da hem takımın direncini hem de moralini bozdu. Eksiklerin çokluğu ve yorgunluktan dolayı bire bir'de sürekli yenilen oyuncular faule başvurdular ve rakibi tam 39 kere faul çizgisine götürdüler. Hücumda da sürekli durağan bir oyun vardı. Bu durağanlığı açma görevi Jasikevicius'ta idi belki ama o kendisinden beklenen bu görevi 32 dakika boyunca görebilecek durumda asla değildi. Emir ve Ömer'in kesinlikle Fenerbahçe'nin düzeninde olmayan hücumlarla maçı tutmaya çalışması da yeterli olmadı.

 Olimpiakos maçının belki de en kritik notkası, Fenerbahçe'nin 12 sayı öne geçerken yaptığı doğruları, kendini maçın heyecanına kaptırarak bırakması ve Papaloukas önderliğinde tecrübeli Olimpiakos'un bunu değerlendirmesi. 26.dakikası geçilen bir maçta ev sahibi takım 12 sayı öne geçtiğinde, hücum anlamında en kısır takım bile olsa 24 saniyeyi sonuna kadar oynamayı düşünür ve potaya gitmeyi hesaplar. Ama Fenerbahçe Ülker hücumları acele ve zorlama şutlarla harcadıkça geriye dönmelerde zorluk yaşadı. 26.dakikaya kadar bir tane bile hızlı hücum sayısı yememiş olan Fenerbahçe Ülker o dakikadan sonra resmen çözüldü ve maçı 15 sayıyla kaybetti. Hatırlatmak isterim ki, bu maçta hücumun lokomotiflerinden saydığımız Ömer Onan, 0 sayıyla oynadı.

Son maçta ise , Fenerbahçe Ülker önce psikolojik olarak yenildi. Zaman zaman iyi oyunlar çıkardı Fenerbahçe Ülker fakat karşılarında asla geri adım atmayan bir takım vardı. Sete set hücumda, inanılmaz kısır olarak gördüğümüz Valencia'da Omar Cook 11 asist yaptı tek başına. Valencia'nın 18/9 , Fenerbahçe'nin 21/4 isabetle üçlük atmasının sebepleri aslında aynı. Valencia bulduğu 18 şutun bir çoğunu boş ve uygun pozisyonda yakaladı. Fenerbahçe Ülker 21 kere denemiş üç sayılık atışı. Ben bütün maç Tomas'a uygun bir şut pozisyonu yaratmasını bekledim mesela Ukic'in. Ama Tomas attığı 6 üçlüğü de el üstü veya istemediği pozisyonlarda kullandı.

Özet olarak Fenerbahçe Ülker savunma kimliğinden taviz verdikçe hücumda da düzen dışına çıktı. Bu düzensizlik top kayıplarını da arttırdı ve top kayıplarının çoğunun tepede yapılması -ki bunda oyun kurucularının etkisini göz ardı etmemek lazım- Fenerbahçe Ülker'e hızlı hücum olarak geri döndü.  Hücumda da istikrarsızlık sonunda alternatif sıkıntısını getirdi. Ömer Onan'ın temposuzluğu ve düşük yüzdeyle oynaması, Ukic'in beklenmedik zorlamlarına belki Oğuz'un birebir oyunlardaki başarısızlığını da eklersek hücumun çözülmesini açıklamış oluruz.

Bir Avrupa sezonu daha sona erdi. Sezon başı beklentilerle sezon içindeki beklentiler çok farklılık gösterdi. Bu da takımın üstündeki baskıyı arttırmıştır belki de. Ama bu takım en azından Final-8 oynamayı hakediyordu. Çok kaliteli bir kadro olduğundan hala şüphem yok. Ligde kalan maçlar ve önümüzdeki sezon Avrupa için önce SAĞLIK, sonra da başarılar dileyelim Fenerbahçe Ülker'e...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme