height="600" src="http://www.flatcast.com/de/Player.aspx?sid=338122" width="800"> > < /div>

24 Nisan 2011 Pazar

NBA PLAY-OFF İLK TUR


NBA Play-off ilk tur serilerinde 3.ve 4. maçlar geride kalırken oluşan genel tabloyu bir gözden geçirelim. Benim açımdan özellikle maç sonuçlarında çok fazla sürpriz yaşanmadığını söyleyebilirim. Lakers’ın ilk maçta kendi sahasında Hornets’e yenilmesi, benim gibi serinin 4-0’la biteceğini düşünenler için şaşırtıcı oldu. Bir diğer sürpriz ise Chicago-Indiana serisinde gerçekleşti. Diğer serilerde ise aşağı-yukarı birbirine denk takımların mücadelesi vardı. Bu yüzden çıkacak hiçbir sonuç çok şaşırtıcı olmazdı zaten.Gelin şimdi tek tek serileri yorumlayalım.

Chicago-Indiana: (3-1) Maçlar başlamadan önce Bulls’un 1 maç verebileceğini düşünüyordum. Evet tahmin ettiğim gibi skor 3-1 ve seri Chicago’ya taşındı. Ancak Indiana’nın Bulls’u bu kadar zorlayacağını kimse ön görmemişti. Chicago’nun kazandığı 3 maç ortalama 5 sayı farklarla sona erdi ve özellikle ilk maçta Bulls’un maçı olağanüstü bir geri dönüşle kazandığını belirtmekte yarar var. Pacers’ın kazandığı tek maçta da ilk maçtakinden daha etkileyici bir geri dönüş yaptılar ancak bu sefer yeterli olmadı. Yani aslında 3-1 yerine bambaşka bir skorla karşılaşabilirdik. Play-off’a 8.sıradan giren bir takım karşısında bu kadar zorlanmalarının en önemli sebebi hücum. Savunmada hiçbir zaman geri adım atmadılar ve zaten genel karakterlerinde bu yok. Fakat hücumda tamamen D.Rose’un eline bakan bir takım haline geldiler. Rose elinden geldiğince bu yükü en iyi şekilde omuzluyor fakat kaybettikleri maçta olduğu gibi onun da yeterli olmadığı maçlar var kuşkusuz.Boozer’ın hücumda bir nebze Rose’u rahatlatması düşünülebilir fakat onun da özellikle play-off’lar söz konusuysa sorumluluktan kaçtığına çok kez şahit olduk. Seri 4-1 bitecektir fakat Chicago’nun en iyi ihtimalle konferans finaline yükseleceğini, daha ileriye gitmesinin mümkün olmadığını düşünüyorum.

Miami-Philadelphia: (3-0) Tüm eşleşmeler içinde üstünlüğün en net göze çarptığı seri buydu sanırım. Miami’nin bir sistem takımı olmadığını, oyuncu odaklı bir yapıya sahip olduğunu düşününce Heatles’ın şut sokamadığı bir gecede Sixers’ın bir galibiyet alabileceğini düşünmüştüm. Fakat özellikle Wade ve Lebron o kadar konsantre olmuşlar ki, bir an önce bu turu geçip yeni rakiplerini gözlerine kestirmek istiyorlar. Sixers’ın mücadelesine saygı duyarak serinin Piladelphia’da sonlanacağını düşünüyorum.

Orlando-Atlanta: (1-2) Geçen sene Orlando’nun süpürmesinden sonra bu sene de turu geçenin Magic olacağını düşünüyordum. Böyle tahmin etmemim sebebi Orlando’nun inanılmaz bir form düzeyine sahip olması değil, Atlanta’lı oyuncuların vurdumduymaz karakterleriydi. Ancak ilk maçı kaybeden Orlando’nun Howard’ın muhteşem performansına rağmen bu kadar kötü oynayacağını beklemiyordum. Hido dahil takımın dış oyuncularının şut isabetinde %30’ları dahi bulamayan performanslarıyla serinin 1-2 olması bile mucizevi. Tabii Atlanta’nın Howard’a yardım getirmeyip, Magic kısalarına boş alan bırakmamaları da bunda etkendi. Bu arada Stan Van Gundy’nin G.Arenas’a artık süre vermemeye başladığını da ekleyelim. Atlanta’da ise pek bir değişiklik olmadığını, yalnızca ilk maçta çok iyi şut soktuklarını söyleyelim. Howard dışındaki oyuncular kendilerini bulmadıkları sürece Orlando’nun işi çok zor.

New York-Boston: (0-3) Serinin skorunun 3-0 olması sizi yanıltmasın. Sanırım oluşan bu farkı kazanma alışkanlığı ve tecrübeyle açıklayabiliriz. İlk maçı Ray Allen’ın üçlüğüyle kazanmıştı Celtics. 2.maç da çok farklı olmadı ancak Rajon Rondo’nun geri dönüşü açısından çok önemliydi. New York’taki maçta ise 15 sayı 20 asist ve 11 rib’luk triple-double ile onu özleyenlere selamı çaktı genç oyuncu. Rondo bu takım için en önemli oyunculardan biri. Onun bu performansıyla bir umut ışığı doğdu Celticslilere. Knicks ise özellikle Carmelo ile seriye tutunmaya çalıştı ancak özellikle sahip oldukları dar rotasyon ellerini kollarını bağladı. Kuşkusuz serinin Boston’a taşınıp taşınmayacağı merakla bekleniyor.

L.A.Lakers-New Orleans Hornets: (2-1) Bahsettiğim gibi en önemli sürpriz bu eşleşmede yaşandı. D.West’in yokluğunda Lakers’ın Hornets’i süpürmesini bekleyenler hiç de azınlıkta değildi. Fakat ilk maçtan önce Kobe’nin seriyle ilgili yaptığı temkinli açıklama kafalarda soru işaretlerinin oluşmasına sebep olmuştu. Ancak Kobe de dahil hiç kimse Chris Paul’un ilk maçta bu denli olağanüstü bir performans sergileyeceğini tahmin edemezdi. Kendisi çok özel bir oyuncu fakat o maçta Lakers’ın ruhsuz oyununun da yardımıyla insanüstü istatistiklere imza attı ve maçı adeta tek başına aldı. Sonraki 2 maçta ise Lakers’ın biraz silkinmesi yeterli oldu. Öyle ki ilk maçta 109 sayı yiyen takım, kazandığı 2 maçta potasında ort. 82 sayı gördü. Özellikle Gasol’un artık kendine gelmesi şart Lakers adına. Son maçta biraz daha iyiydi. Serinin 4-1 bitmesi olası diye düşünüyorum.

Oklahoma City-Denver: (3-0) İki takım arasında çok büyük farkların olmadığını, yıldızlarının farkıyla Thunder’ın daha avantajlı olduğunu düşünüyordum. İlk 2 maç beni yanıltmadı ve Durant ile Westbrook’un müthiş oyunlarıyla fire vermediler. Ancak dün gece oynanan Denver’daki maç beni şaşırttı. Şalteri indirmek üzereyken J.R. Smith’in gayretleriyle az kalsın maçı uzatmaya götürüyordu Nuggets. Geniş bir rotasyonla mücadele ettiler fakat işte Play-off’larda lider faktörü de ön plana çıktı. Kadro içinde takımı yönetecek, liderlik edecek bir oyuncu da çıkaramadılar. Artık çok şanslarının kalmadığı ortada.

Portland-Dallas: (2-2) İlk turun en zevkli, en çekişmeli serisine eşitlik gelmiş durumda. Dallas’taki 2 maçı özellikle Kidd’in beklenmeyen ekstra şut performansıyla rahat kazandı Mavs. Peja Stojakovic’in de 2. maçta eski günlerden bir demet sunduğunu da hatırlatalım. Serinin 3.maçında Matthews’ın iyi performansıyla kazanan Portland olmuştu.  Blazers bu turun galibi olacaksa eğer, son maçtaki B.Roy’un müthiş geri dönüşü kesinlikle unutulmayacaktır. 3. çeyrekte bir ara 23 sayı geriye düşen Portland’da Roy, takımının moralinin sıfırlandığı dakikalarda tek başına oyuna ortak etti takımını. Roy’un olmadığı bir Blazers’ın şansının düşük olduğunu savunuyordum fakat Roy böyle oynarsa ki Dallas’ın Play-off sabıkasını da göz önünde bulundurursak Portland bir adım öne çıkıyor. Bekleyip göreceğiz.

San Antonio-Memphis: (1-2) İlk turun bir diğer zor eşleşmesi… Ginobili’nin yokluğunda ilk maçı kaybetti Spurs. Ev sahibi avantajı Memphis’te. Belki de ligin en iyi pota altı ikililerinden birine sahip olan Grizzlies, bu bölgede Gasol ve Randolph ile oldukça dominanttı. Memphis’în topa baskıda çok etkili olduğunu fakat dış şut konusunda zaafı olduğu bilinen bir gerçek. Fakat yeni kontrat imzalayan Zach Randolph bile dün gece son saniyelerde 3lük atarak takımına katkı sağladı. Rudy Gay’i ise ilk 3 maçta çok aramadılar. Ancak San Antonio’nun hala söyleyeceği söz olduğunu düşünüyorum. Gay gibi bir lider oyuncunun eksikliğini yaşayabilir Memphis. Kimin kazanacağını tahmin etmek çok zor fakat seri 7 maça uzayacak gibi gözüküyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme