height="600" src="http://www.flatcast.com/de/Player.aspx?sid=338122" width="800"> > < /div>

24 Ocak 2011 Pazartesi

Euroleague'de Bizimkiler-1 Efes Pilsen-Siena

                                    

Uzun zamandır yazamadığım için özür dilerim. Erhan kardeşim maçları çok iyi özetlemiş. Ben de Efes PİLSEN- Siena maçını yerinde izledim. Bu yüzden başka notlar aktarmaya çalışacağım.

Öncelikle maç öncesi Pilsen'in yarattığı sıkıntıyı dillendirdi taraftar. Efes temposu yerini çoğu zaman sadece "Pilsen" tezahüratına bıraktı. Kadroda bulunmayan Ender Arslan'ın maçı tepkisizce izlemesi, maçın gidip geldiği anlardaki umursamaz tavrı sanki aradaki bağların koptuğuna işaretti.

Maça geçersek, McCalebb'den yoksun bir Siena'yı Efes Pilsen'in daha farklı yenmesi gerekiyordu benim görüşüme göre. Çünkü deplasmanlarda galibiyet yüzü göremeyen Efes Pilsen evinde ne kadar farklı kazanırsa o kadar büyük avantaj sağlayacak. Bu kadar az sayı çıkan bir maçta 6 sayılık farkı koruyamamak ciddi bir handikaptı. Maç içinde Perasovic, Rakocevic'in neredeyse istediği hiçbir şeyi yapmamasından dolayı sinir küpüydü. Hatta son topa çizdiği sete uymayan Rakocevic'e o kadar sinirlendi ki maç biter bitmez soyunma odasının yolunu tuttu. Kerem Gönlüm sahada gösterdiği harika performans dışında Sinan Güler'le beraber takımı benchte de ateşlemeye, morallendirmeye çalıştı. Murray ise Avrupa basketboluna alışması için zamana ihtiyacı olduğunu fazlasıyla gösterdi. NBA'de pick and rol'den sonra hiç bir uzun bu kadar ciddi show up yapmaz ya da 2'li sıkıştırmaya çıkmaz. Siena uzunları tam tersi Murray'nin pas kanallarını ve drivelarını kapatınca biraz şaşırdı.

                                          


Siena cephesinde ise; çok düşük yüzdeyle şut attıkları bir maçta Stonerook'da hayatının en kötü birkaç maçından birini oynayınca 58 sayıda kaldılar. Rakovic ne kadar sert bir uzun olduğunu Efes maçında da gösterdi. Zizis'in attığı son top girse grupta belki herşey çok farklı olacaktı. Efes Pilsen'in tur umutları azalacak; Siena da liderliğe ilerleyecekti ama bence herşey ortada. Efes Pilsen içerdeki tüm maçları kazanması şartıyla deplasmanda alacağı en az 1 galibiyetle 3'lü averaja bence ortak olacak. Burda da deplasmandaki mağlubiyetlerin farkı önem kazanacak. Zaten 5 galibiyet 1 mağlubiyet yaparsa lider olmaması için hiç bir sebep yok.

Magazinsel olaylara gelirsek :) ;  Efes Pilsen'in eski basketbolcusu "kelepçe" lakaplı Alper Yılmaz bildiğiniz gibi menajerlik yapıyor. Maç boyunca hiç yerinde duramadı. Son 2 dk kala güvenlik görevlisi bir arkadaşa sarılmış maçı öyle takip ediyordu.

Efes kızları yine müthişti. Taraftarları hareketlendirme de çok başarılıydılar. Fakat devre arası smaç şovu tam bir skandaldı. Başarısızlıklarını bir kenara bırakıyorum. Smaçları vurdukları pota Efes'in 2.devre hücum edeceği potaydı ve verdikleri hasar sebebiyle Efes Pilsen tam 5 dk geç ısınmaya başladı Siena'dan.

Bu hafta Partizan deplasmanına gidiyor Efes Pilsen. Takımda hastalıklar var. Kerem Tunçeri, Rakocevic ve Nachbar grip, Ender'in arka adelesi yırtılmış 10 gün yok. Gittikleri yerde bir adet cehennem :)   Umarım başarıyla dönebilirler.

 Bahsettiğim salon işte bu : 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme