height="600" src="http://www.flatcast.com/de/Player.aspx?sid=338122" width="800"> > < /div>

24 Şubat 2011 Perşembe

Guard'ı Olan Konuşuyor




Fenerbahçe Ülker, deplasmanda 14 sayı farkla yendiği Olimpiakos’u Sinan Erdem’de tıklım tıklım dolu bir tribün önünde ağırladı. Maç öncesi taraftarlar ve takım maça çok inançlı başladı. Savunmada istekli gözüken Fenerbahçe Ülker, Erceg ’in üçlüğüne Ukic’le y anıt verdi. Hatalı yürümeler ve Ömer’in boş atışları değerlendirememesiyle hücumda bir türlü ritim bulamadı Fenerbahçe. Erceg ve Mavrokefalides’in basketlerini engellemeyen temsilcimiz, top kayıplarına da engel olamayınca  periyodun ilk yarısı 13-6 Olimpiakos üstünlüğüyle geçildi. Hücumda ritim bulmaya başladığımız dakikalarda Erceg’in üçlükleri iyi yaptığımız savunmada ödül almamıza engel oldu. Spahija’nın molası sonrası 4-0’lık bir seri yakaladı sarı lacivertliler ve periyot 20-18 sona erdi.

Kenardan gelen 10 sayı bizi oyunda tutarken Olimpiakos’un Erceg’le bulduğu  3 tane  3 üç sayılık isabet planlarımızı bozdu. Spanoulis üzerinden buldukları basket faule, Emir’in üçlüğüyle yanıt veren temsilcimiz 7.15 kala 25-25 beraberliği yakaladı.  Tomas’ın faul isabetiyle maçta ilk defa öne geçen Fenerbahçe Ülker, Ömer Onan’dan hücum anlamında hiçbir katkı alamadığı gibi Ukic’in de hücumda yaptığı yanlış tercihlerle maçı bir türlü istediği  tempoya getiremedi. Oyuna girdikten sonra Nesterovic’in hücum ribauntlarına yaptığı katkı da Olimpiakos adına çok önemliydi. Lavrinovic’in 2 faullü olmasına rağmen savunmada verdiği müthiş mücadeleyi az da olsa hücuma yansıtmasıyla 32-31 öne geçtik ve Ivkovic’e de molayı aldırdık. Mola dönüşü üstünlüğü vermeyen Fenerbahçe Ülker devreyi de 36-33 önde bitirdi.

Maça top kayıplarıyla başlayan, hücumda da doğru oyuncuları doğru noktalarda topla buluşturamayan Ukic bulduğu 8 sayılık bir katkı verdi. Kinsey’in 4 sayı 4 ribaundunun yanı sıra Emir Preldzic’le birlikte getirdikleri dinamizm takım savunması adına çok önemliydi. Lavrinovic’in özellikle savunmada hiç geri atmaması ve harika mücadelesi de kritikti. Olimpiakos cephesinde Spanoulis’in 8 sayı 3 asist ve Erceg’in 3/3 üçlük isabetle attığı 9 sayı hücumda Olimpiakos’u taşırken Mavrokefalides’in 8 sayısıda çok ekstra oldu. Nesterovic’in 7 sayısı da bunlara eklenince pek hesapta olmayan bir uzun performansı oldu onlar adına.

3.periyotta ilk dakika sayısız geçilirken Lavrinovic’in 3.faulünü aldı. Erceg’in yine tepeden bulduğu üçlüğe Kinsey’in üst üste basketleriyle cevap veren Fenerbahçe Ülker  hızlı hücumlarla bulduğu sayılarla farkı  49-37’le 12 sayıya kadar çıkarttı. Periyodun bitmesine 4 dakika kala takımı kısalttı ve sorumluluğu tamamıyla Papaloukas’a verdi. Hücumda acele ve düzensiz hücumlar sonrası  32 saniye kala fark 6’ya kadar indi. Sarunas Jasikevicius’un top kaybı sonrası Erceg’in yine boş bir üçlüğüyle son periyoda 55-54 önde girdi Fenerbahçe Ülker.

Ukic’in potaya bakmaması ve Ömer’in hücum performansının çok düşük olmasıyla kaybettiğimiz ivmeyi Olimpiakos kendi lehine çevirdi ve Mavrokefalides’in basketiyle 2 dakika geçilirken 58-55 öne geçti Olimpiakos. Bu geri dönüşte Fenerbahçe Ülker hücumda çok kötü tercihler ve top kayıpları yaptı fakat aslında en kritik noktalardan biri de maç boyunca müthiş geri koşan takım bunu bıraktı. Bu kadar çok yönlü hücum silahı bulunan Olimpiakos’a zaten maçın kontrolünü vermişken bir de geri koşmayınca 6 dakika kala fark 9’a kadar çıktı.( 66-57) Ukic’in tamamıyla kontrolden çıkması ve takımın da motivasyonunun düşmesiyle  , Olimpiakos fişi çekti ve farkı 12’ye çıkarttı.( 74-62) Ivkovic  o kadar temkinli bir koç ki haftaya Zalgris’e kaybetme ihtimallerini düşünerek son 30 saniye kala mola aldı. Papaloukas’ın üçlüğüyle fark 15’e çıktı ve maç 80-65 sona erdi.

Maçla ilgili söylenecek çok şey var aslında. 26.dakika geçilirken evinizde 12 sayı öne geçiyorsunuz eksik Olimpiakos karşısında. Maç boyunca da Teodosic’i sahadan silmişsiniz, Spanoulis’i de olabildiğince iyi kontrol ediyorsunuz. Bu dakikadan sonra 8 dakika içinde 29-8 gibi tarifi olmayan bir seri yiyorsunuz. Hücuma çok kötü tercihler oldu elbette ama eğer siz 40 dakika boyunca iyi yapmanız gereken sert savunmadan, geri koşmadan, ribaunt konsantrasyonundan vazgeçerseniz karşınızdaki takım Euroleague’in kağıt üstünde en iyi takımı. Dolayısıyla bu cezayı yemeniz çok normal. Bu geri dönüşe izin verdikten sonra tekrar ayağa kalkmak çok büyük bir tecrübe gerektirir. Fenerbahçe Ülker’de de buraları daha önce oynamış çok oyuncu yok. Baskı altında her zaman iyi performans vermesine alıştığımız Ömer Onan’da kötü gününde olunca bu mağlubiyet kaçınılmaz oldu. Fenerbahçe Ülker iki maçtır Top 8’i elinin tersiyle itse de haftaya tekrar bir şansları var. Çok zor bir deplasman olsa da Valencia’yı orada yener veya 1 sayıyla mağlup olursa gruptan çıkıp Real Madrid’in rakibi olacak. Bunu başaracak gücünün olduğundan hiç şüphe duymuyorum. Ama tekrar ayağa kalkabilecek mi takım bunu göreceğiz...

Bireysel istatistiklere gelirsek; Olimpiakos’ta Papaloukas 9 sayı 8 asist 3 top çalma 4 ribaunt gibi müthiş istatistiklerle oynamasının yanına,  arkadaşlarına yarattığı pozisyonlarla da maça 26.dakikadan sonra damga vurdu.  Erceg’de belki de kariyer maçını oynayarak 7-5 üçlük isabetiyle 21 sayı 5 ribauntla mücadele etti. Nesterovic’in 16 sayı 4’ü hücum olmakla beraber 9 ribaundu da kritikti.
Fenerbahçe Ülker cephesinde,  Kinsey 12 sayı 6 ribaunt 2 top çalmayla takımın en iyisiydi. Zaman zaman Preldzic ve Tomas katkı verse de Ukic’in  14 sayısına rağmen yaptığı 5 top kaybı ve takıma ritim kazandıramaması çok kritikti. 20-4’le üçlük atmamız da alıştığımız Fenerbahçe Ülker hücumunun dışında kaldığımızın göstergesiydi.
Son bir paragrafta taraftar için açmak istiyorum. Bu sene seyirci liderliğini elinde bulunduruyor Fenerbahçe taraftarı fakat önemli olan 12 sayı öne geçtiğinde çılgınca bağırmak değil 8 dakika da 29-8 seri yenildiğinde takımı ayağa kaldırmaktır. Oyuncular saha içinde taraftarlar da tribünde bu seriyi izlemeye dalınca alıştığımız o baskı hiç olamadı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme