height="600" src="http://www.flatcast.com/de/Player.aspx?sid=338122" width="800"> > < /div>

16 Şubat 2011 Çarşamba

Yazık Oldu !


Fenerbahçe grupta üçte üç yapınca, Olympiakos'u deplasmanda yenince, birden beklentiler arttı ve gruptan lider çıkma hesapları yapılmaya başlandı. Açıkçası biz de yaptık yapıyoruz, fakat işler kağıt üzerinde olduğu gibi gitmiyor, önceden Siena'yı Barcelona'yı yenmeniz bu maçı garanti etmiyor, ve bir maçla her şeye tekrar başlıyorsunuz... Basketbol işte bu, ne yaparsınız.

Maç öncesi kadro durumundan, hatta birkaç gün öncesinden endişelenmeye başlamıştım zaten ben. Yoğun kupa fikstürü, Fenerbahçe'nin Mirsad'ı kaybedişi, özellikle de maçın öncesinde Ukic'ten gelen sakatlık haberi, endişelerimi doğru çıkardı. Ukic otelde kaldı diye duyunca, aramızda acaba unuttular mı Ukic'i diye şaka yaptık aramızda. Sonradan öğrendik ki grip olmuş. Dolayısıyla maça Fenerbahçe 10 kişi çıkmak zorunda kaldı. Vidmar'ı yazmaktan zaten yorulduk artık keşke olsaydı diye.

Mirsad ve Vidmar'ın üzerine, maçta da Lavrinovic ve Kaya da aşırı saçma ve gereksiz şekilde 5 faulle oyun dışı kalınca maçı Oğuz ve May ile tamamlamak zorunda kaldı Fenerbahçe. İki tane çakılı pivot ile oynamak zaten başlı başına bir problemdi Fenerbahçe için. Aslında her takım için problem, helede maçın uzatmasını oynarken. Farkın açılmaması zaten büyük bir sürpriz oldu bu durumda iken. Bunun için bu iki oyuncuya da kredi vermemek olmaz, savunmada önemli işler yaptılar. Fakat yoruldular maçın sonunda. Hele Mirsad'ın eksikliği ribaundlarda öyle çok baş gösterdi ki, sormayın. Maçın sonunda Zalgiris 38-30'luk bir üstünlük kurdu bu alanda. Ukic de olmayınca, Saras oyun kurma konusunda biraz daha sorumluluk almak zorunda kaldı, rotasyon Saras, Ömer, Preldzic ve Kinsey arasında gidip geldi, dolayısıyla uzatmaya giden bir maçta çok yoruldular. Maçı uzatmaya bırakınca, deplasmanda ceza sayılarını da yapamamışsanız, seyirciyi susturamamışsanız, Top 16'da işler biraz mucizeye kalıyor, May'in son saniye şutu gibi.

İlk periyotta kötü yanımız Saras'ın top kayıpları oldu. Aslında maçın düşük tempoda geçmesi deplasmanda oynayan Fenerbahçe için bir avantajdı ama şutlar girmeyince oyunu dengelemek için ikinci çeyreğe kadar bekledi. İki yarıda da ribaund problemine çare bulamadık maalesef. Üçüncü çeyrekte, tam 47-44 önde iken, Lavrinovic bir top kaybı yaptı, yaptığı zarar yetmezmiş gibi, üzerine bir centilmenlik dışı faul yaptı, ve bir de teknik faul aldı. Bu sene O'nu anlamak gerçekten çok zor...

Son periyotta Jasikevicius dinlenirken, Preldzic oyundaydı ve maç boyu süper olan performansını burada da devam ettirdi. Kendisine Ömer'in hücum performansı ve üst düzey takım savunması eklenince, Zalgiris'i durdurduk. Maç gidip geldi. Hep öne geçtik, Kaunas geri geldi. Uzatmaya girince de eksiklerin olması kendini çok belli etti. Bir de maç boyu yirmide dört üçlük atan Zalgiris uzatmada altıda üç üçlük atınca, biraz zor oldu kazanmak.

Tomas'ın ise 11 dakika oynadıktan sonra eşofmanları giyip daha hiç oyuna girmemesi, Kaya'nın da maçın sonuna 3.23 kala 5'lemesi (1 dakikada iki gereksiz faul), serbest atış rakamları ( Kaunas 30/39 Fenerbahçe Ülker 7/11) sorgulanması gereken diğer sorunlarımızdır.

Bunların hepsi bir yana, Zalgiris'in de çok üstün oynadığını söyleyemeyiz, serbest atışlar ve ribaund dışındaki istatistikler çok yakın, çoğu aynı. Hepsine her şeye rağmen, maç yine son toplara kaldı, beni üzen en kötü durum da, 30 küsür saniye kala, Oğuz'un May'e attığı feci pas ve top kaybı oldu, o hücumla maçı kaybettik sanırım. Yazık oldu, çok yazık...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme